
İzin Ücretinin Peşin Ödenmesi: 2025 Tarihli Yargıtay Kararı Bir Tartışmayı Nasıl Bitirdi
Yıllık izne çıkan bir çalışana izin ücretinin ne zaman ödeneceği, görünüşte teknik bir bordro takvimi meselesidir. Ancak işyerlerinin büyük bir kısmında bu ödeme, izin öncesinde ayrıca yapılmaz; normal ay sonu bordro döngüsüne dahil edilip izin bittikten sonra ödenir. Uzun yıllar boyunca bölge adliye mahkemeleri arasında bu uygulamanın haklı fesih sebebi sayılıp sayılmayacağı konusunda görüş ayrılığı vardı; 2025 yılında Yargıtay’ın verdiği bir uyuşmazlığın giderilmesi kararı, bu tartışmayı işveren aleyhine ve oldukça kesin bir dille sonlandırdı.
Kanunun Emredici Hükmü
4857 sayılı İş Kanunu’nun 57. maddesinin birinci fıkrası açıktır: işveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, izin dönemine ilişkin ücretini işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır. Aynı fıkra, bu ücretin hesabında 50. madde hükmünün uygulanacağını da belirtir; 50. madde ise izin ücretinin hesabına fazla çalışma karşılığı ücretlerin, primlerin, sosyal yardımların ve ulusal bayram-hafta tatili-genel tatil ücretlerinin dahil edilmeyeceğini düzenler — yani izin ücreti, çalışanın çıplak ücreti üzerinden hesaplanır. Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin 21. maddesi de aynı peşin ödeme yükümlülüğünü, izin dönemine rastlayan diğer ücret niteliğindeki hakları da kapsayacak şekilde tekrarlar.
Kanun metninde dikkat çeken nokta, yükümlülüğün hiçbir şarta bağlanmamış olmasıdır: ödeme, çalışanın talebine bağlı değildir; izin süresinin kısa olması (1-2 günlük bir izin dahi olsa) bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz; ödemenin avans olarak yapılması da kanunen mümkün olduğu için, “peşin ödeme” mutlaka nakit ve kesin bir ödeme şeklinde anlaşılmamalı, en azından izin dönemini kapsayacak bir avansın izinden önce verilmiş olması yeterli sayılmalıdır.
Bölge Adliye Mahkemeleri Arasındaki Çatışma ve Yargıtay’ın Çözümü
Bu kuralın ihlalinin haklı fesih sebebi oluşturup oluşturmayacağı konusunda, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’nin 9. ve 15. Hukuk Daireleri birbirinden farklı sonuçlara ulaşmıştı. 15. Hukuk Dairesi, 22.04.2021 tarihli ve 2021/310 Esas, 2021/736 Karar sayılı kararında, işçinin izin ücretinin peşin ödenmesini ayrıca talep etmiş olmasının şart olmadığını, kanunun emredici hükmüne aykırılığın tek başına yeterli olduğunu kabul etmişti. Buna karşılık 9. Hukuk Dairesi, benzer bir olayda işçinin ayrıca ödeme talebinde bulunmadığını ve işyerinde böyle bir uygulamanın bulunmadığını gerekçe göstererek haklı fesih koşullarının oluşmadığına hükmetmişti; bu yaklaşım, mülga 22. Hukuk Dairesi’nin 03.12.2019 tarihli, 2016/24594 Esas ve 2019/22240 Karar sayılı kararıyla da örtüşüyordu.
Aynı bölgedeki iki dairenin kesin nitelikteki kararları arasındaki bu çatışma, 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca dosyanın Yargıtaya gönderilmesiyle çözüme kavuştu. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 10.03.2025 tarihli, 2025/2024 Esas ve 2025/2487 Karar sayılı kararı, İzmir BAM 15. Hukuk Dairesi’nin yaklaşımını esas alarak uyuşmazlığı giderdi ve şu tespitleri kesin biçimde ortaya koydu: izin ücretinin izinden önce peşin ödenmesi yükümlülüğü mutlak emredici niteliktedir; işçinin ayrıca bir talepte bulunmasına gerek yoktur; işveren, “talep olmadı” veya “işyerinde böyle bir uygulama yok” savunmasına sığınamaz; işçiye kanunen hak ettiğinden fazla izin kullandırılmış olması da işverenin peşin ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Karar, bu yükümlülüğe aykırılığın, 4857 sayılı Kanun’un 24. maddesinin II-e bendi (ücretin kanuna uygun ödenmemesi) ve f bendi (çalışma koşullarının uygulanmaması) kapsamında işçi için haklı fesih sebebi oluşturduğunu, dolayısıyla kıdem tazminatı hakkı doğurduğunu açıkça hükme bağladı.
Bu kararın pratik önemi büyüktür: artık bir işveren, izin ücretini geciktirmesini, çalışanın bunu ayrıca istemediği ya da şirkette zaten böyle bir alışkanlık bulunmadığı gerekçesiyle savunamaz. Mahkemeler önündeki tartışma konusu, bundan böyle “ödeme zamanında yapıldı mı” sorusuna indirgenmiştir.
Risk ve Mali Boyut
4857 sayılı Kanun’un 103. maddesi, izin ücretinin yasaya aykırı şekilde ödenmesi veya eksik ödenmesi halinde, etkilenen her işçi için 2026 yılında 4.815 TL idari para cezası öngörür. Ancak işverenler için asıl risk genellikle idari cezanın kendisinden değil, bireysel iş hukuku uyuşmazlıklarından kaynaklanır: 2025 kararı sonrasında, izin ücretinin peşin ödenmediğini gösteren bir çalışanın haklı fesih iddiasını ispatlaması önemli ölçüde kolaylaşmıştır, bu da kıdem tazminatı yükümlülüğünü -özellikle kıdemi yüksek çalışanlarda- idari para cezasının kat be kat üzerine çıkarabilen bir maliyete dönüştürür.
Uygulamada Ne Değişmeli
İzin onayı verildiği anda, izin ücretinin izin başlamadan önce ödenmesini otomatik olarak tetikleyen bir bordro kuralı kurulmalı; bu kural, kısa süreli izinlerde de istisnasız uygulanmalıdır. Ödemenin banka açıklamasında “yıllık izin ücreti/avansı” şeklinde belirtilmesi ve ilgili dekont, izin formu ile onay kayıtlarının özlük dosyasında saklanması, hem yasal yükümlülüğün yerine getirildiğini hem de olası bir uyuşmazlıkta işverenin zamanında ödediğini ispatlamayı kolaylaştırır.
Kaynakça:
4857 sayılı İş Kanunu m.24/II-e,f, m.50, m.57, m.103 · Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği m.21 · 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m.35/3 · Yargıtay 9. HD, 10.03.2025, E.2025/2024, K.2025/2487 · İzmir BAM 15. HD, 22.04.2021, E.2021/310, K.2021/736 · Yargıtay (Kapatılan) 22. HD, 03.12.2019, E.2016/24594, K.2019/22240 · T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 2026 Yılı İdari Para Cezaları Tablosu

Sertaç Sedat Köksal
Sosyal Güvenlik Uzmanı
Bu Hikayeyi Paylaşın, Platformunuzu Seçin!
SON YAZILARIMIZ


