Maktu ücretli çalışanlarda rapor günü kesintisi ve SGK iş göremezlik ödeneğinin bordroya etkisini temsil eden ofis ve bordro görseli

Maktu Ücretli Çalışanlarda Rapor Günü Kesintisi: Bordrolarda Sessizce Tekrarlanan Bir Hata

Bir çalışan hastalanıp doktordan istirahat raporu aldığında, bordro departmanlarının çoğunda otomatik bir refleks devreye girer: raporlu geçen günlerin tamamı, ücretten düşülür. Çalışan aynı dönemde SGK’dan geçici iş göremezlik ödeneği alıyorsa, bu iki kesinti üst üste binince ortaya çıkan tablo, aylık maktu ücretle çalışan bir işçi için kanunun öngördüğünden daha düşük bir gelirdir. Üstelik bu uygulama, sistematik hale geldiğinde tek bir çalışanı değil, işyerindeki tüm maktu ücretli personeli aynı şekilde etkiler — ve denetimde ortaya çıktığında geriye dönük toplu bir düzeltmeye yol açabilir.

Kanunun Aslında Ne Söylediği

4857 sayılı İş Kanunu’nun 48. maddesinin ikinci fıkrası bu konuda oldukça açık bir kural koyar: hastalık nedeniyle çalışılmayan günlerde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği, aylık ücretli işçilerin ücretinden mahsup edilir. Burada kilit kelime “mahsup”tur — kesilecek olan, raporlu günlerin kendisi değil, SGK’nın o günler için fiilen ödediği tutardır. İkisi aynı şey değildir.

Bu mahsup kuralının kimler için geçerli olduğu ise 49. maddenin dördüncü fıkrasında tanımlanır: “hasta, izinli veya sair sebeplerle mazeretli olduğu hallerde dahi aylığı tam olarak ödenen” işçiler, kanunun tabiriyle maktu (sabit) aylık ücretli işçilerdir. Bu işçi grubu için kural nettir — ücret, rapor süresine bakılmaksızın tam ödenir; tek istisna, SGK’nın o dönem için gerçekten ödediği tutarın mahsup edilmesidir. Buna karşılık ücreti saatlik veya günlük olarak belirlenip ödenen işçilerde durum tam tersinedir: bu işçiler çalışmadıkları günler için zaten ücrete hak kazanamazlar, dolayısıyla yalnızca SGK’nın ödediği iş göremezlik ödeneğiyle yetinirler ve işverenden ilave bir ödeme talep edemezler. Bordro hatalarının önemli bir kısmı, aslında bu iki grubun birbirine karıştırılmasından kaynaklanır.

Mahsup edilecek tutarın sınırını belirleyen bir başka pratik ayrıntı da SGK’nın ödeme takvimidir: hastalık nedeniyle alınan ayakta tedavi raporlarında Kurum, istirahatin ilk iki günü için ödeme yapmaz, ödeme üçüncü günden itibaren başlar. Bu da şu anlama gelir: maktu ücretli bir işçi 5 gün rapor aldıysa, işveren yalnızca SGK’nın ödediği 3 günlük tutarı mahsup edebilir; ilk 2 günün maliyeti, SGK hiç ödeme yapmadığı için tamamen işverene aittir ve bu günler için herhangi bir kesinti yapılamaz.

Somut Bir Hesap

Aylık net ücreti 60.000 TL olan ve bir ay içinde 5 gün rapor alan bir çalışan örneğinde bu fark açıkça görülür. Yaygın hatalı uygulamada bordro, raporlu 5 günün tamamını maaştan düşer; SGK’nın ödediği 6.000 TL’lik tutar ayrıca çalışana ulaşsa da, işverenin ödediği kısım 50.000 TL’ye iner ve çalışanın eline toplamda 56.000 TL geçer — kanunen hak ettiğinden 4.000 TL daha az. Doğru uygulamada ise işveren, SGK’nın fiilen ödediği 6.000 TL’yi mahsup eder, kalan 54.000 TL’yi öder; çalışan SGK ödemesiyle birlikte tam 60.000 TL’sini alır. Aradaki fark, sadece bir hesaplama tercihinden ibaret değildir; kanunun emredici bir hükmünün uygulanıp uygulanmadığı meselesidir.

Yargıtay’ın Yerleşik Yaklaşımı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 16.12.2019 tarihli, 2016/10974 Esas ve 2019/22392 Karar sayılı kararı, bu konudaki güncel ve yerleşik içtihadı özetler: aylık maktu ücretle çalıştığı tespit edilen bir işçinin istirahatli olduğu günler için işverence tek taraflı kesinti yapılmasının yasal bir dayanağı yoktur; işveren ancak SGK’dan fiilen alınan geçici iş göremezlik ödeneğini mahsup edebilir. Benzer bir yaklaşım, Dairenin 25.03.2014 tarihli 2012/2531 Esas, 2014/10090 Karar sayılı kararında da görülür. Mahkemelerin bu noktada en çok bozmaya gittiği konu ise eksik araştırmadır: 22. Hukuk Dairesi’nin 18.03.2014 tarihli, 2014/5757 Esas ve 2014/6403 Karar sayılı kararında olduğu gibi, alt derece mahkemeleri çoğu zaman SGK’nın o dönem için ne kadar ödeme yaptığını araştırmadan karar verdiği için bozulmaktadır — bu da uygulamada mahsup hesabının ne kadar sık atlandığını gösteren ayrı bir veridir.

Konunun akademik yazında da tartışıldığı görülür. Selahattin Bayram’ın Mali Çözüm dergisinde yayımlanan incelemesi (2011, S:105) ile Özkan Bilgili’nin Legal İş Hukuku Dergisi’nde kaleme aldığı makalesi (2011/32), 48 ve 49. maddelerin birlikte okunmasının özellikle sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve farklı ücret türleri bakımından doğurduğu uygulama sorunlarına dikkat çeker; her iki yazar da maddenin lafzının “her durumda mahsup” şeklinde dar yorumlanmasının, işçinin ücret türü araştırılmadan yapıldığında hak kaybına yol açabileceğini vurgular.

Denetimde Ortaya Çıkan Risk

Bu hatanın maliyeti, tek bir çalışanla sınırlı kalmaz. 4857 sayılı Kanun’un 32. maddesine aykırı olarak ücretin kasten eksik ödenmesi, 102. maddenin (a) bendi uyarınca 2026 yılında her işçi ve her ay için 2.734 TL idari para cezası gerektirir. Kesintinin gerekçesinin ve hesabının işçiye yazılı olarak bildirilmemesi ise 38. madde kapsamında değerlendirilip 102. maddenin (b) bendi uyarınca 9.943 TL’lik ayrı bir cezaya konu olabilir. Bir denetimde tespit edilen sistematik bir uygulama hatası, zamanaşımı süresi içindeki tüm dönemler ve tüm maktu ücretli çalışanlar için tekrarlanan bir ceza ve fark ödemesi anlamına gelebilir. Ayrıca işçi açısından bu durum, 24. maddenin II-e bendi kapsamında haklı nedenle derhal fesih ve kıdem tazminatı hakkı doğurur — yani aynı hata, idari yaptırımın yanı sıra bireysel iş hukuku uyuşmazlıklarını da tetikler.

Pratik Çözüm

Yapılması gereken, bordro sistemindeki “rapor günü = otomatik kesinti” mantığını kaldırıp yerine “rapor günü = SGK ödemesi var mı, varsa ne kadar” sorgusunu koymaktır. SGK’ya bildirilen gün sayısı ile çalışana fiilen ödenen tutar arasındaki tutarlılık, hem denetimde hem olası bir uyuşmazlıkta işverenin en güçlü savunma noktasıdır.

Kaynakça:

4857 sayılı İş Kanunu m.32, m.38, m.48/2, m.49/4, m.102, m.24/II-e · Yargıtay 9. HD, 16.12.2019, E.2016/10974, K.2019/22392 · Yargıtay 9. HD, 25.03.2014, E.2012/2531, K.2014/10090 · Yargıtay 22. HD, 18.03.2014, E.2014/5757, K.2014/6403 · Selahattin Bayram, “Maktu Aylık Alan Sosyal Güvenlik Destek Primine Göre Çalışan Personele 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 48 ve 49 uncu Maddelerinin Uygulanması Sorunu”, Mali Çözüm, Mayıs-Haziran 2011, S:105 · Özkan Bilgili, “İstirahatli İşçiye Ücreti Tam Olarak Ödenir (Mi?)”, Legal İş Hukuku Dergisi, 2011/32 · T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 2026 Yılı İdari Para Cezaları Tablosu

Serdar Aday

SERDAR ADAY

E. Sosyal Güvenlik Denetmeni/Sosyal Güvenlik Müşaviri